SİGORTA SEKTÖRÜNÜN “HASAR ÜÇGENİ!”

07.12.2012

‘’İhtiyaç olduğunda satın alamayacağınız yegâne ürün sigortadır…’’

    Makalemin başlığı okunur okunmaz ilk çağrıştıracağı kavramın şu olacağına eminim! ‘Bermuda Şeytan Üçgeni…’

   Benzeri bir konuyu mu okuyacaksınız? Tabii ki hayır! Öylesine gizemli bir bilinmeyenin bu yazımın içeriği ile bir ilgisi olamayacak.

   Ancak yazımın son noktasında, ‘Hasar Üçgeninin de’ kapsadığı ‘alanın’, kenar duvarlarının oluşturduğu ‘hacmin’ ; köşe noktalarındaki ‘kavramlarıyla’ en az ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’ kadar tehlikeli, üzerinde düşünülmesi gereken ve özellikle sigorta sektörünü ilgilendiren hususlarla dolu olduğunu göreceksiniz.

  23 yıldan beri yürütmekte olduğum sigorta hasar suiistimallerinin araştırılması ve sonuçları ile birlikte ortaya çıkarılması görevim gereğince, ülkemizde gitmediğim yöre kalmamıştır. Bu süreç, sigortacı – sigortalı ve muhatap kurum, kuruluşların yapısal özelliklerini de içeren bir hasar üçgeninin varlığını net bir şekilde görmeme de vesile olmuştur.

    Aslında bu hasar üçgenini oluşturan gerçekler, sektörün en hassas konusu olan ’hasar havuzunu’ dolduran değerleri de oluşturmaktadırlar!

   Peki, nedir bu hasar üçgeni, ya da hasar havuzu?

   Tepe noktasında sigortalıların, taban köşe noktalarında sigortacı ve sektörün tercih ettiği anlaşmalı kurum ve kuruluşların oluşturduğu bir eşkenar üçgendir, ‘hasar üçgeni’…

   Bu üçgenin köşe noktalarında bulunan öğelerin sağlıklı bir biçimde büyüyerek gelişebilmesi, kapladığı alan itibariyle tam bir eşkenar üçgen görüntüsü vermesine bağlıdır!

   Eğer köşe noktalarında bulunan öğelerin birbirlerine olan mesafelerinde bir bozulma, köşeleri birleştiren kenar çizgilerinde bir kırılma veya iç açı toplamlarında bir dengesizlik olduğu anda; bu üçgenin kenar duvarlarının çevrelediği ve sigorta sektörünün ‘ hasar havuzu’ olarak görmesi gereken bu önemli değerler hacminin aniden taşması kaçınılmaz bir son olacaktır!

   Kelime oyunlarının süslediği bu geometrik şekli bir tarafa bırakarak, günümüzün gerçeklerine dönecek olursak.

   Bu gün sigorta sektöründe kıyasıya bir rekabet yaşanmaktadır! Aslında serbest piyasa koşulları da bunu gerektirmektedir ama bir yere kadar!

    İşte o bir yer, hasar- prim dengesi odaklı olmalıdır. Satış aşamasında türlü pazarlama teknikleri ile satılan sigorta poliçelerinin sigortalı –  sigortacı – anlaşmalı kurum üçgeninde yaratacağı mali yapı bu hasar üçgenin tüm getirilerine doğru bir şekilde yansımalı, sırf mali kar elde etmek adına sigortacılığın temel kuralları zafiyete uğratılmamalıdır!

   Sektörün gerek hastalık, gerek hayat ve gerekse elementer tüm branşlarında sektörel anlamda satışa odaklı rekabeti, anlaşmalı kurum ve kurumlarla olan ilişkiler ve sigortalılarımıza sunulan hizmet; unutulmamalıdır ki, sektörün yıllık üretimini direkt olarak etkileyecektir.

   Ama unutulmamalıdır ki bu rekabet; sadece satalım da nasıl olursa olsun satalım, mantığını da asla içermemelidir!

   Bu önemli konularda ülke yönetiminde görev alanların ve ilgili bakanlıkların görüşleri, uygulamaları, sektöre bakış açıları ile vereceği destek de çok önemlidir.

   Sektörde oluşan hasarların ödeme safhası öncesinde yapılan değerlendirmeler aşamasında var olabilecek suiistimalleri de göz ardı etmemek gerekmektedir. Çünkü satışa sunulan tüm sigorta teminatlarında oluşan hasar meblağının içerisinde, 2011 yılı sonu itibariyle 740 milyon liralık suiistimal meblağı ortaya çıkarılmıştır, ya ortaya çıkarılamayanlar?

   2012 yılı için oluşan sigorta suiistimalleri meblağının ne olacağını da TSB’nin yılsonu verileri açıklandığında göreceğiz.

   TSB içerisinde oluşturulan SİSBİS, sigorta suiistimallerinin veri tabanını oluşturan çok önemli bir hizmeti sürdürmektedir. Geçtiğimiz Temmuz ayında yasa ile çerçevelenen görev tanımlarının sektöre çok önemli katkılar sağlayacağı da kesindir. Ancak ne yazık ki, hala sigorta suiistimallerini araştıran, bilgi ve belgeleri ile ortaya koyan ve bu görev tanımını yürütecek olan uzmanların yasal nitelikleri ile birlikte kimlerden oluşacağı belirlenmemiştir!

    Bu hususun da önümüzdeki süreçte belirsizliğinin ortadan kaldırılabilmesi için hem TSB’ ne ve hem de Sigorta Şirketlerimize önemli görevler düşmektedir.

     Avrupa Birliği üyesi olmayı hedeflemiş ülkemizde, yapısal ortaklıklarının % 70’sini yabancı sigorta şirketlerin oluşturduğu ‘Türkiye Sigorta Sektörü’ ülke ekonomimize yarattığı kaynak, günümüzde yadsınamayacak kadar büyüktür.  Gelecek yıllarda da sektörel anlamda yaratılacak maddi kaynağın önemi de o kadar büyük olacak ve ekonomimize daha büyük güç katacaktır.

     Bu gücü oluşturan sigortalılarımızın, sigorta şirketlerimizin, anlaşmalı kurum ve kuruluşlarının ‘hasar havuzu’ içerindeki değerleri iyi bir şekilde anlamak ve yönetmek, sektörün geleceği açısından en önemli ve en doğru gelişmeyi sağlayacaktır…

    Doğru sigortalı – doğru sigortacı, doğru anlaşmalı kurum ve kuruluş ağının oluşturduğu ‘ hasar üçgeninin’’ sağlıklı ve güçlü yarınlarını hep birlikte paylaşabilmek dileğimle…

   

     Unutulmasın ki!

  ‘’ İhtiyaç olduğunda satın alınamayan yegâne ürün sigortadır…’’

 

 

     Atilla ÇİLİNGİR

     CGM Dosya ve Hasar Araştırma Md.

"Sigortacılık" Diğer Yazılar
"Sigortacılık" Kategorisindeki Kitaplar